Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinden Filistin'e destek amacıyla 25 Temmuz'da yola çıkan ve 20 ülkeden aktivistin katıldığı Uluslararası Filistin Konvoyu, 11 Ağustos'ta Habur Sınır Kapısından geçerek Irak'ın İbrahim Halil Sınır Kapısında durduruldu.
Irak merkezi hükümeti tarafından ülkeye girişine izin verilmeyen konvoy, tampon bölgede 7 gün boyunca bekletildikten sonra eylemlerine son vererek bugün itibarıyla Türkiye'ye geri döndü. Konvoy, yaşanan son gelişmeler sonrası eylemlerine son verme kararı aldı.
Habur gümrük kapısında ülkeye giriş yapan konvoyu Şehri Nuh platformu üyeleri karşıladı. Dr. Hüseyin Durmaz, konvoy adına yaptığı açıklamada, tampon bölgesindeki eylemlerini bu aşamada sonlandırdıklarını belirtti.
DURMAZ: IRAK SINIRINA ULAŞTIĞIMIZDA KARŞIMIZA YENİ BİR TABLO ÇIKTI
Durmaz, bu kararın kesinlikle bir geri çekilme veya mücadeleden vazgeçme anlamı taşımadığını belirterek, "Bugün geldiğimiz noktada, bu hedeflerin önemli ölçüde karşılık bulduğunu görüyoruz. Avrupa'dan başlayan yolculuğumuz; farklı ülkelerden katılımlarla Bosna Hersek'e, Srebrenitsa'ya ve ardından Türkiye'ye uzandı. Edirne'den başlayarak İstanbul, Sakarya, Ankara, Konya, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere pek çok şehrimizden geçerek binlerce kilometrelik bir hat kat ettik. Uğradığımız her durakta halkımızla buluştuk, Gazze'nin sesini yükselttik ve bu davanın yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu vurguladı. Srebrenitsa'dan Habur Sınır Kapısına kadar uzanan bu süreç, sadece kat ettiğimiz kilometrelerden ibaret değildi; vicdanların, iradelerin ve halkların ortak bir duruşta birleşmesiydi. Ancak Irak sınırına ulaştığımızda karşımıza yeni bir tablo çıktı" dedi.
“TALEBİMİZ GAYET AÇIKTI”
Kendilerine herhangi somut ve hukuki bir gerekçe sunulmadığını ifade eden Durmaz, "Habur üzerinden Irak'a geçip yola devam etme irademizi ortaya koymamıza rağmen, İbrahim Halil Sınır Kapısında geçişimize izin verilmedi. Üstelik tarafımıza somut ve hukuki bir gerekçe de sunulmadı. Süreç boyunca daima barışçıl ve hukuki ilkelerle hareket ettik; hiçbir ülkenin egemenliğini veya güvenliğini tehdit edecek bir tutum içinde olmadık. Talebimiz gayet açıktı. İnsani bir sorumlulukla yola devam etmek ve sivil bir dayanışma sergilemek. Şüphesiz her devletin kendi egemenlik ve güvenlik öncelikleri vardır. Ancak böylesine büyük bir insani kriz karşısında alınan kararların şeffafça açıklanması gerektiğine inanıyoruz. Sahadaki gelişmeler ve diplomatik tablo, bölge ülkeleri üzerinde ciddi siyasi baskıların bulunduğunu göstermektedir. Kesinleşmemiş iddialarla kimseyi itham etmek istemeyiz; fakat şunu net bir şekilde ifade ediyoruz. Filistin meselesinde bölge ülkelerinin hiçbir dış baskıya boyun eğmeden kendi iradelerini koyacakları bir döneme ihtiyaç vardır. Bizim hedefimiz devletler değil; Gazze'de katledilen çocukların, kadınların ve tüm masumların sesini dünyaya ulaştırmaktır" diye konuştu.
ŞANLIURFA’DA İSLAM’I SEÇTİ, İSMİNİ DEĞİŞTİRDİ
20 ülkeden 500’ü aşkın aktivistin yer aldığı konvoy, Filistin’e destek amacıyla Bosna-Hersek’ten yola çıktı. Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa’ya da uğrayan konvoy, daha sonra Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere birçok kenti ziyaret etti.
Konvoya Fransa’dan katılan Sebastian Michelot, Türkiye’de bulunduğu sırada Müslüman aktivistlerden etkilendiğini ve İslam dinini benimseme kararı aldığını söyledi. Şehadet getiren Michelot, bundan sonra Yusuf Selahattin ismini kullanacağını ifade etti.


0 Yorum